• info@legal85.com
  • 0 212 215 20 10 pbx
  • Astoria Kempinski Towers A Kule Kat: 22 No:2201
TR EN

Makaleler

SAĞLIKLI GIDAYA NASIL ULAŞILIR? GIDA GÜVENLİĞİ NASIL SAĞLANIR?

Sinan YILMAZ

1. GIDA GÜVENLİĞİ NEDİR ?

Gıda güvenliği, temiz ve doğru gıdaya ulaşmak için oluşturulan ve gıdanın güvenilirliğini sağlamak için birtakım denetim mekanizmaları öngören bir sistemdir. Gıda güvenliği, aynı zamanda ulaşılmak istenen bir amaçtır. Tüm dünyada nüfus artışı sonucu tüketimin de artmış olması ve bu vesileyle seri üretimin önem kazanması, gıdanın raf ömrünü uzatmak için bazı işlemlere tabi tutulması, tarladan sofraya gelene kadar gıdanın güvenilir olmasını gerektirmiştir.

Halk sağlığı açısından ciddi bir önem taşımakta olan gıda güvenliği; biyolojik, fiziksel ve kimyasal zararlara karşı tüketicinin korunması hususunu daha da önemli hale getirmiştir.

Gıdanın besleyiciliğini arttırmak, rengini ve lezzetini daha çekici hale getirmek ve oluşabilecek mikroorganizmaları önlemek için gıda ürünlerinde bir takım katkı maddelerinin kullanılmasına izin verilmektedir.

FAO/WHO Katkı Maddesi Birleşik Kuruluşu’nun yaptığı tanımlamaya göre; ”Tek başına besin değeri taşımayan, gıda ürününe bilinçli olarak doğrudan veya dolaylı katılan, ürünün görünüş ve yapısını düzeltmek ya da muhafaza imkanını artırmak için sınırlı miktarda ilave edilen madde’’ gıda katkı maddesidir. Ülkemizde kullanımı yasal olan gıda katkı maddeleri "E" harfiyle kodlanmıştır. En sık kullanılanlar E 620 ile E 635 arasındaki maddelerdir.

Öte yandan; Kullanılan katkı maddelerinin izin verilen oranlarda olup olmadığı hususu da gıda güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Gıda güvenliği aynı zamanda gıdanın üretiminden hasat, işleme, depolama, dağıtım, hazırlık ve tüketime kadar olan tüm aşamalarını kapsamaktadır. Zira; bu zincirin bir halkasında oluşan zafiyet tüketicinin güvenilir gıdaya ulaşmasına engel olacaktır.

Lezzet arttırıcılar da gıda katkı maddelerinin bir alt başlığı altında değerlendirilmekte olup gıdanın daha cazip ve keyifli hale gelmesi için tüketilmektedir. Bu maddelere de Türk Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği gereği belli ölçülerde izin verilmektedir.

2. GIDA GÜVENLİĞİNİN TÜRK MEVZUATINDA DÜZENLENMESİ

Türk mevzuatında Gıda Güvenliği; 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile 5977 Sayılı Biyogüvenlik Kanunu’nda düzenlenmiştir. Gıda ve Yem Kanunu’nun 1. maddesinde kanunun amacı; gıda ve yem güvenilirliğini, halk sağlığı, bitki ve hayvan sağlığı ile hayvan ıslahı ve refahını, tüketici menfaatleri ile çevrenin korunması da dikkate alınarak korumak ve sağlamak, olarak ifade edilmiştir.

Yine; 5977 Sayılı Biyogüvenlik Kanunu’nun 1.maddesinde kanunun amacı; bilimsel ve teknolojik gelişmeler çerçevesinde, modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri engellemek, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla biyogüvenlik sisteminin kurulması ve uygulanması, bu faaliyetlerin denetlenmesi, düzenlenmesi ve izlenmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemek, olarak ifade edilmiştir.

5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na göre, insan sağlığı için tehlike oluşturan ve tüketime uygun olmayan gıda, güvenilir olmayan gıda kabul edilir. Gıdanın güvenilir olup olmadığının belirlenmesinde, üretim, işleme ve dağıtım aşamaları, etiket bilgileri ve sağlıkla ilgili uyarı niteliğindeki bilgiler ile insanlar tarafından günlük normal kullanım koşulları dikkate alınır.

Gıda, Bakanlığın belirlediği şartlara uygun olsa bile gıdanın güvenilir olmadığına dair yeterli şüphe veya sebebin oluşması durumunda, Bakanlık söz konusu gıdanın piyasaya arzını kısıtlayabilir veya toplatabilir.

5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 40. maddesinde yaptırımlar düzenlenmiş olup kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdaların, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplattırılacağı ve mülkiyetinin kamuya geçirilerek imha edileceği ifade edilmiştir. Aynı zamanda bu gıdaları üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecilerine bir yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beş bin güne kadar adli para cezası verileceği öngörülmüştür. Kanun, tüm bunların yanı sıra idari para cezaları da öngörmektedir.

Üretici, gıda ile ilgili özel mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, gıdanın ve yemin şekli, görünümü, ambalajı, kullanılan ambalaj malzemesi, tasarlanma ve sergilenme şekli, her tür yazılı veya görsel basın aracılığı ile sunulan bilgi dâhil, etiketlenmesi, tanıtımı, reklâmı ve sunumu tüketiciyi yanıltıcı şekilde yapamaz.

Gıda ve yemde taklit ve tağşiş yapılamaz. Bu hususlara aykırı hareket edilmesi halinde tüketicilere hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından büyük iş ve sorumluluk düşmektedir.

Nitekim tüketilmek için alınan ürünün vaad edilen özellikleri içermemesi, etiketi ile gerçekliği arasında yanıltıcı farkların bulunması, yanlış bilgilendirme yapılmış olması gibi durumlarda 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerinin verdiği yetkilerin kullanılması gerekir. Bu özelliklere sahip ürünler ayıplı ürün olarak değerlendirilmelidir.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8. Maddesi 2. Fıkrasına göre, ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir.

Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

  • • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
  • • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
  • • Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
  • • İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, haklarına sahiptir.


3. SONUÇ

Gıda güvenliği, birey ve toplum sağlığını korumak için oluşturulan bir sistematikler bütünüdür. Gıda güvenliği, gıdanın gerek üretim gerek nakliye gerekse tüketim aşamasındaki zincirin uyumlu halde çalışması ile sağlanabilir. Gıda güvenliğinin sağlanmış olması aynı zamanda gelecek nesillerin sağlıklı bir birey olarak sağlıklı bir topluma gözlerini açmalarına da vesile olacaktır. Bu amaçlarla gıda güvenliğine yaklaşan 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile 5977 Sayılı Biyogüvenlik Kanunu, gıda güvenliğine aykırı fiillerin tespiti halinde hem adli hem idari hem de cezai olarak ciddi yaptırımlar içermektedir.

Sağlıklı gıda insan için ne kadar önemliyse hayvanlar için de sağlıklı yem o kadar önemlidir. Bu sebeple; Gıda ve Yem Kanunu birlikte düzenlenmiştir. Güvenilir yem ile beslenen hayvanın insan tarafından tüketilmesi halinde insan için de güvenilir gıdaya ulaşılmış olacaktır. Bu sebeple insan ve hayvan sağlığı birbiri ile doğrudan bağlantılıdır. Nitekim; sağlıksız bir hayvanı tüketen insan da sağlıksız olur.

Gıda güvenliğini tehdit eden gıdaların varlığını tespit eden tüketici, bu gıdaların iadesi için Tüketicinin Korunması hakkında Kanun hükümleri gereği iade, değişim gibi haklara sahipse de bu tür gıdaların toplum sağlığını zararlı olarak etkilemesinin önüne geçmek için vatandaşlık ödevi olarak yapılan ihlalin ilgili yerlere bildirilmesinin de ihmal edilmemesi gerekmektedir.