• info@legal85.com
  • 0 212 215 20 10 pbx
  • Astoria Kempinski Towers A Kule Kat: 22 No:2201
TR EN

Makaleler

KADIN TARIM İŞÇİLERİNİN SOSYAL GÜVENCE SORUNU

Mert VAN

Tarım işçileri, ülkemiz gündeminde sıkça yer almakta ve güvencesiz çalışmak zorunda kaldıkları için seslerini duyurmaya çalışmaktadır. Kadın, genç ve çocuk tarım işçilerinin sigortasız çalışmak zorunda olması ve işçilerin yaşamış olduğu sorunların çözümsüz kalması veya çözümsüz kaldığını hissetmeleri nedeniyle sorunlarının çözülmesi ve haklarının korunması adına kimi zaman sendikalaşarak kimi zaman ise bölgesel eylemler ile harekete geçmişlerdir.

Tarım, ülkemiz ekonomisi için büyük öneme sahip bir sektör olup, bu sektörde çalışan kişi sayısı kadın ve çocuk işçiler dahil olmak üzere 10-12 milyon civarındadır. Tarım işçileri uzun yıllar boyunca diğer sektörlerde çalışan işçilerin sahip olduğu hak ve güvencelerden yararlanamamış ve zor şartlarda çalışmışlardır.

4857 Sayılı İş Kanunu ile tarım işçileri açısından; 50 (elli) ve daha fazla işçi çalıştıran tarım işletmelerinin kanun kapsamına alınması gibi bir yenilik getirilmiştir. Yine; aynı kanunun 111. maddesinde hangi tür işlerin tarım işi sayılacağını açıklığa kavuşturmuştur.

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 111. Maddesine göre; ‘’Tarım Ve Orman İşi Sayılan Haller’’;

  1. a) Her çeşit meyveli ve meyvesiz bitkiler; çay, pamuk, tütün, elyaflı bitkiler; turunçgiller; pirinç, baklagiller; ağaç, ağaççık, omca, tohum, fide, fidan; sebze ve tarla ürünleri; yem ve süt bitkilerinin yetiştirilmesi, üretimi, ıslahı, araştırılması, bunlarla ilgili her türlü toprak işleri, ekim, dikim, aşı, budama, sulama, gübreleme, hasat, harman, devşirme, temizleme, hazırlama ve ayırma işleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, toprak ıslahı, çayır, mera, toprak ve su korunması.
  2. b) Ormanların korunması, planlanması (amenajman), yetiştirilmesi, işletilmesi, sınırlandırılması çalışmaları, bunlara ait alt yapı çalışmaları ile tohum toplama, fidanlık, ağaçlandırma, erozyon kontrolü, etüt proje ve rehabilitasyonu, ormancılık araştırma ile milli park, orman içi dinlenme yerleri ve kent ormanlarının kurulması, bakım ve geliştirilmesi.
  3. c) Her türlü iş ve gelir hayvanlarının (arı, ipek böceği ve benzerleri dahil) yetiştirilmesi, üretimi, ıslahı ve bunlarla ilgili bakım, güdüm, terbiye, kırkım, sağım ve ürünlerinin elde edilmesi, toplanması, saklanması ile bu hayvanların hastalık ve asalaklarıyla mücadele.
  4. d) 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kara ve su avcılığı ve üreticiliği ile bu yoldan elde edilen ürünlerin saklanması ve taşınması.

4857 Sayılı İş Kanunu ile getirilen düzenlemeler, tarım işçileri açından umut verici olsa da en büyük sorunu ‘Mevsimlik/Geçici Tarım İşçileri' yaşamaktadır. Toprak sahibi olmayan çiftçiler ve tarımsal faaliyet ile uğraşan birçok aile, geçimini sağlayabilmek amacıyla daha fazla tarımsal iş olanağı bulunan yörelere gezici/mevsimlik işçi olarak gitmek durumunda kalmaktadır.

Türkiye'de çok sayıda kadının ve çocuğun aileleri ile gezici olarak tarım işinde çalışması, bu işçilerin sorunlarına yönelik güvenceler sağlamayı gerekli kılmaktadır. Gezici olarak gidilen yörelerde kadın tarım işçileri, iş yükünün büyük bölümünü taşımaktadır.

Bu işçilerin çalışma koşulları, ücret, barınma ve beslenme düzeylerinin yetersiz olması yaşam düzeylerini de olumsuz etkilemektedir.

Kadınların çoğunluğu, mevsimlik işçi olarak ya da aile işçisi olarak çalışmaktadır. BM Gıda ve Tarım Örgütü'ne (FAO) göre, Türkiye’de kadının potansiyeli '’Cinsiyete Bağlı Faktörlerle'’ sınırlanıyor.

Kadının mesaisi, tarladaki ile sınırlı kalmıyor. Tarım işçisi kadınlar, hem ailelerinden hem de diğer işçilerin yaşamından sorumlular. Yemek, çamaşır ve bulaşık gibi yükler onların üzerinde. Sabah 05:00'te tarlada başlayan ve 16 saate kadar ulaşabilen mesai, evde de devam ediyor.

Kadın tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar elbette yalnızca yoğun mesailerinden ibaret değil. Temel sorunlardan bir diğeri de bu işçilerin kayıt dışı çalıştırılmalarıdır. 2020 yılı Ağustos döneminde ücretli ve yevmiyeli olarak çalışan oranı %43,9 ise de kayıt dışı çalışanların oranı %32,9 olup azımsanmayacak düzeyde olduğu tespit edilmiştir. TÜİK tarafından yapılan araştırma sonucunda, ulaşılan veriler kadın işçilerin kayıtsız çalıştırılma oranının geçen yıla göre %1,7 azaldığını gösterse de çalışan her iki kadından birinin ve kadın tarım işçilerinin %90’ının kayıt dışı çalıştığı gerçeği değişmemektedir.

Gerek mevsimlik gerek daimi tarım işçiliğinde faaliyetin bel kemiğini oluşturan ‘’Kadın Tarım İşçilerinin'’ haklarının korunması, sosyal güvenceler ile donatılması, iş yükünün azaltılması gerekmektedir. Kadın işçileri doğrudan korumaya yönelik özel düzenlemeler ‘’Analık Durumu'’ ile sınırlıdır. Oysa; toplumun temel yapısı olan ailenin her anlamda en önemli parçası olan kadınların, tarım gibi iş yükü ağır olan bir sektörde daha kapsamlı koruma altında olması öngörülmelidir. Mevsimlik tarım işçilerinin İş Kanunu’nda aranan şartlar gerekli görülmeden İş Kanunu kapsamına alınması birçok aileyi ekonomik, sosyal ve hukuki açıdan üst seviyelere taşıyacaktır. Bu kapsamda; gezici tarım işçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve iş güvenliği alanlarında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)'nun belirlediği ‘Tarım İşlerinde İşçi Sağlığı ve Güvenliği Uygulama Kılavuzu'nun’’' kadın istihdamı, çevre ve hijyenik koşullar, beslenme ve barınma yerlerinin bakımı ile ilgili esaslara uyulması gerekmektedir. Sosyal güvence sorunu ise ancak süreksiz ve az sayıda çalışan mevsimlik tarım işçileri ile diğer işçilerin eşit hak ve güvencelere kavuşturmaya yönelik düzenlemelere gidilmesi halinde mümkün olabilecektir.

Türkiye'nin Ulusal İstihdam Stratejisi kapsamında; kadın işçiler için çeşitli istihdam teşvikleri öngörülmüştür. Bunun yanı sıra, zirai kredilerde kadın çiftçiler açısından pozitif ayrımcılık yapılması gereğinin açıklanması sektörün sorunlarına çözüm niteliği taşımaktadır. Ancak; unutulmaması gereken en temel sorun, tarım işçilerinin bu gibi kadın tarım işçilerini geliştirmeye yönelik projelerin, eğitim ve kredilerin yanı sıra hukuki açıdan korunmaya ihtiyaç duyduklarıdır.

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün '’Köylü milletin efendisidir.’' sözünden yola çıkarak emeğin bu sektörde en fazlasını veren kadın ve çocuk işçileri korumaya yönelik düzenlemelerin acilen yapılması gerekmektedir.