• info@legal85.com
  • 0 212 215 20 10 pbx
  • Astoria Kempinski Towers A Kule Kat: 22 No:2201
TR EN

Makaleler

ARAÇ İŞLETENİNİN HUKUKİ SORUMLULUĞU NEDİR?

Merve AYHAN

ARAÇ İŞLETENİNİN HUKUKİ SORUMLULUĞU NEDİR?

Makelemizin konusu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre araç işletenin hukuki sorumluluğudur. Hukukumuzda, karayollarında motorlu araç işletenin sorumluluğuna ilişkin temel düzenleme 13.10.1983 Tarih ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’dur.

Kusursuz sorumluluk, modern çağın getirileri ve özellikle teknolojik araçların oluşumu ve bu araçların barındırdıkları tehlike nedeniyle ortaya çıkmış ve motorlu araçların da bu tehlike faktörüne sahip olmaları nedeni ile kanun koyucu bu konuda kusursuz sorumluluk esasını benimsemiştir.

Karayolları Trafik Kanunu’nda işletenin sorumluluğu ile ilgili olarak, değişik durumlar gözetilerek farklı sorumluluk hal ve kuralları kabul edilmiştir. Bazı özel durumlarda ise; sorumluluk genel hükümlere bırakılmıştır. 

Motorlu araçların neden olduğu zararlardan, kural olarak, ‘’Motorlu Aracın İşleteni’’ sorumluluk kurallarına göre sorumludur. Bu sebeple somut olayda işleten kavramı tespit edilmeden doğru sonuçlara ulaşmak mümkün olmamaktadır.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesinde ‘‘Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.’’ şeklinde belirtilerek işleten tanımına yer verilmiştir.

Hükümde öncelikle, karine olarak işleten sayılabilecek kişilere yer verilmiştir. Bunlar; araç sahibi, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen kişi, aracın uzun süreli kira, ariyet ve rehninde kiracı, ariyet alan ve rehin alan kişidir. Ancak; hükümde yer alan ‘gibi hallerde’ ifadesinden de anlaşıldığı gibi karine olarak işleten sayılan bu kişiler sınırlı sayıda değildir. 

Karine olarak sayılan bu kişilerden başka bir kişinin aracı, kendi hesabına ve tehlikesi kendine ait olmak üzere kullandığı ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunduğu (araç üzerinde fiili hakimiyete sahip olduğu) ispatlanırsa bu kişi işleten olarak sorumlu olur. Bu cümleden hareketle gerçek anlamda işleten öğretide ‘bir motorlu aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işleten ve araç ve aracın işletilmesinde gerekli olan kişiler üzerinde gerçek ve doğrudan hakimiyeti bulunan kişi’ olarak tanımlanmaktadır. Karine olarak işleten kabul edilen kişi ya da kişiler üçüncü bir kişinin bu koşulları sağladığını ispat etmek suretiyle sorumluluktan kurtulur.

Yargıtay, karine olarak işleten sayılan kişiler dışında herhangi bir kişinin işleten olarak kabul edilmesini sıkı ispat koşullarına bağlı tutmakta ve bu amaçla ileri sürülen delillerin üçüncü kişileri bağlayacak güçte olmasını aramaktadır. Sınırlı sayıda bazı kararları hariç Yargıtay, noterde yapılmamış olan harici satım ya da kira sözleşmelerinin bu bağlamda hükme dayanak teşkil etmeyeceğine karar vermektedir.

İşleten kavramına kısaca değinmek gerekir ise; Araç işleteni, gerçek işleten ve farazi işleten olmak üzere ikiye ayrılır.

1. GERÇEK İŞLETEN

Araçtan yararlanmaları ve araç üzerinde fiili tasarruf gücüne sahip olmaları sebebi ile gerçek işleten sıfatını taşıyabilecek kişiler 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 3’de; araç sahibi, aracı mülkiyeti muhafaza kaydıyla satın alan alıcı ve aracın uzun süreli kiralanması, ariyet ve rehin alınması gibi hallerde kiracı, ariyet ve rehin alan kişiler şeklinde sayılmıştır. 

Gerçek işleten hayat tecrübelerine göre birçok olayda, normal trafik kazasına sebep olan aracın sahibidir. Bunun aksi de olabilir. Bazı hallerde araç sahibinin işleten olmaması mümkündür. Örneğin; sicilde araç üzerine kayıtlı olan kişi her zaman malik olmayacağı gibi, bu kişi aracın maliki olsa bile gerçek işleten olmayabilir. Bu nedenle; sicilde malik olarak görünen ya da mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta satın alan, ya da aracı rehin, kira veya ariyet alan vb. kişilere, araç üzerinde üçüncü bir kişinin maddi anlamda işleten sıfatını haiz olduğunu ispat etmek suretiyle sorumluluktan kurtulma imkanı tanınmıştır(2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 3).

a) Motorlu Araç Sahibi

Araç Sahibi, kanunda ‘’Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi’’ şeklinde tanımlanmıştır. Kural olarak; resmi trafik sicilinde adına motorlu araç kayıtlı olan kişi ‘’Araç Sahibi’’dir. Araç sahibinin önce, işleten kabul edilmesi (işleten karinesi), trafik kazasında sorumlu olan kişinin kısa sürede ve güvenle belirlenmesi amacına yöneliktir.

b)Araç Sahibi Dışındaki Gerçek İşletenler

aa) Mülkiyeti Muhafaza Kaydıyla Satın Alan
Bir motorlu aracın mülkiyeti, muhafaza kaydıyla satılmış olmasında; işleten sicilde malik olarak gözüken değil onu bu koşulla satın alan kişidir. Aracın işletilmesinden doğan zararlardan da bu kişi işleten olarak sorumludur. 

bb) Aracın Uzun Süreli Kiracısı, Ariyet ve Rehin Alanı
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. Maddesinde; aracı uzun süreli kira, ariyet ve rehin ilişkisine dayanarak, kiracı, ariyet ve rehin alan sıfatıyla işleten kişiler de gerçek işleten sayılmıştır. 

Motorlu aracın uzun süreli kiraya verilmesi halinde işleten, araç sahibi değil kiracıdır. Tazminat davasının, uzun süreli kira sözleşmesine göre, aracı elinde bulunduran kiracı aleyhine açılması gerekmektedir. 

2. FARAZİ İŞLETEN

a) Motorlu Araç İle İlgili Mesleki Faaliyette Bulunanlar

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 104’e göre; ‘‘Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım - satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur .Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir.’’

b) Yarış Düzenleyiciler

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 105’e göre;‘’Yarış düzenleyicileri, yarışa katılanların veya onlara eşlik edenlerin araçları ile gösteride kullanılan diğer araçların sebep olacakları zararlardan dolayı motorlu araç işleteninin sorumluluğuna ilişkin hükümler uyarınca sorumludurlar. Yarışçıların veya onlarla birlikte araçta bulunanların uğrayacakları zararlarla, gösteride kullanılan araçların uğradıkları zararlardan dolayı sorumluluk genel hükümlere tabidir.’’

c) Aracın Çalınması ve Gasp Edilmesi Halinde

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 107’ye göre;‘’Bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamaz. İşleten, sorumlu olduğu durumlarda diğer sorumlulara rücu edebilir. Aracın çalındığını veya gasbedildiğini bilerek binen yolculara karşı sorumluluk, genel hükümlere tabidir.’’

Aracın çalınmış veya gasp edilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de, aracı çalan veya gaspeden ile birlikte müteselsil sorumlu tutulmuştur.

Kusurun varlığı için işletenin kendisinden beklenen özeni göstermemiş olması gerekir. Burada beklenen özenin düzeyi ve kapsamı önemlidir. Aracın çalınmaması için alınacak önlemler, aracın bulunduğu yerin durumu, özelliği ve kısa ya da uzun süreli bırakılması gibi durumlara göre farklılık gösterecektir.

Öte yandan; Yerleşim yerinde ya da yerleşim yeri dışında alınacak önlemler aynı olmayacaktır. Örneğin, yerleşim yeri dışında ıssız bir bölgede bırakılan araçlar, motorun çalıştırılmaması için akü başlarının ya da bir kablonun sökülmesi gibi ek önlemler alınmasını gerektirebilir. Başka bir örnek vermek gerekir ise; kısa süreli de olsa motoru çalışan aracın yanından ayrılmak kusurlu bir davranıştır. Yargıtay bir kararında haklı olarak, korumalı bir otoparkın bulunduğu bir yerde, işletenin aracını evinin önünde parketmesini bilirkişi görüşünün tersine kusurlu bir davranış olarak değerlendirmemiştir. Korumalı bir otopark olsa da ülkemizde herkesin otoparktan yararlanma imkanı olmadığından, aracın sokakta park edilmesi kusur değildir.

SONUÇ

Hukukumuzda esas sorumluluk kusur sorumluluğudur. Ancak; bazı sosyal düşünceler ile ve hakkaniyet gereği bazı hallerde, doğan zararlar nedeniyle bu zararların doğumunda kusuru olmayan bazı kişilerin sorumlu tutulmaları hüküm altına alınmıştır. Araç işletenin sorumluluğu ve işleten kavramı yukarıdaki makalede ana hatları ile açıklanmış olup ayrıntılı bilgi için avukata danışınız.